|
Bizimle Kolaylıkla Fazla Kilolarınızdan Kurtulun!
Sağlıklı yaşamı öğrenmede yepyeni bir yaklaşım artık Türkiye’de!
Şişmanlık ve obezite tüm dünyada git gide artan şikayetlerin başında geliyor. Şikayetlerin artmasına karşın, önerilen çözümler ve geçici ürünler ise çoğu zaman çare olmuyor. Üstelik sağlımızdan götürüyor! Esas sorun sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bir türlü edinilememesi.
Günlük yaşamın olağan stresi, iş yaşantımız, okulumuz, ailemiz ve çevremize karşı devamlı artan sorumluluklarımız bizi çok daha hareketsiz bir hale getirdiği gibi en kısa sürede ulaşabileceğimiz yiyecekleri yer hale de getiriyor. Ne yazık ki bu hızlı ve stresli yaşam koşullarında fast food ve tek tip gıdalar yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası oluyor. Bunların sonucunda kilo almamız kaçınılmaz oluyor. Özetle sağlıklı ve hareketli bir yaşam tarzını bir türlü hayatımızın bir parçası haline getiremiyoruz.
Gün geçtikçe büyüyen ve bütün dünyayı etkisi altına alan obezite ve fazla kilo problemine yönelik diyetisyenler, dahiliye uzmanları, spor merkezleri, ilaç şirketleri, beslenme ürünleri üreten firmalar ve yetkili yetkisiz pek çok kişi ve kurum çözüm getirme amacı ile çalışmalar yapmıştır. Bu hizmet türleri kilo problemine belli açılardan yaklaşmış ancak sorunu bütüncül bir yaklaşımla ele almada çoğunlukla yetersiz kalmışlardır.
Medulla Vita Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam'ın geliştirdiği sağlıklı yaşam danışmanlığı sistemi, toplumun yeniden sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanarak fazla kilo probleminden kurtulmasını sağlamayı amaçlamaktadır.
Bu sistemle sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalıcı zayıflama üzerindeki olumlu etkilerini kendiniz yaşayacaksınız.

Medulla Vita Online Yaşam Tarzı Değişikliği Eğitim ve Danışmanlık Sistemi ülkemizde uygulamalarına başladığı günden bu yana yüzlerce kişi Medulla Vita desteği ile sağlıklı ve kaliteli yaşamı hayatlarının bir parçası haline getirdi!
Medulla Vita Online Yaşam Tarzı Değişikliği Eğitim ve Danışmanlık Sistemi 6 Hafta boyunca uygulanan özel bir programdır. Bu program kişinin sağlıklı ve kalıcı kilo verme süreçlerinde alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesine yönelik eğitim temelli özel bir online yaşam koçluğu sistemidir.
Medulla Vita Online Yaşam Tarzı Değişikliği Eğitim ve Danışmanlık Sistemi'nin amacı, sağlıklı ve kaliteli bir yaşamı kolaylıkla öğrenmenizdir. Sistemimiz, bunu uzman danışman ekibimizin kişiye özel olarak sunduğu etkin eğitim-danışmanlık uygulamaları ve özel kontrol sistemi ile başarır.
Medulla Vita Online Yaşam Tarzı Değişikliği Eğitim ve Danışmanlık Sistemi ile siz;
- Vücudunuza ve kaslarınıza zarar vermeden fazla kilolarınızdan kurtulabileceksiniz!
- Sağlıklı yaşamı hayatınızın bir parçası haline getirebileceksiniz!
- Fazla kiloların getirdiği sağlık problemlerinden kurtulabileceksiniz!
- Fazla kiloların getirdiği duygusal problemlerden kurtulabileceksiniz!
- Yaşam şeklinizi değiştirerek çok daha enerjik ve mutlu bir yaşama kavuşabileceksiniz!
- Sağlıklı yaşamı öğrenecek ve ideal ölçüler ve ideal kilo sizin için bir hayal olmaktan çıkacak!
Medulla Vita ile sağlıklı yaşamı tüm yönleriyle öğreneceksiniz. Bu sebeple verdiğiniz kiloları yeniden alma gibi bir riskiniz de olmayacak!
Medulla Vita Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam'ın Yaşam Tarzı Değişikliği Eğitim ve Danışmanlık Sistemi hayatınıza yeni bir yön verecek!
Paylaşımın, öğrenmenin, kalıcı başarı ve değişimin ayrıcalığını doğru adreste yaşayacaksınız...

Obezite Nedir? Obeziteyi Ne Kadar Tanıyoruz?
Obezite vücutta yağların aşırı derecede artmasıyla (kilo alımı) ortaya çıkan, psiko-sosyal ve çevresel etkilerle tetiklenen, genetik zeminli, kronik bir hastalıktır. Obezitenin kişilerin sağlıkları üzerinde birçok olumsuz etkisi vardır. Özellikle kalp, sindirim, solunum ve bağışıklık sistemlerini olumsuz yönde etkilemektedir.
Hipertansiyon ve Obezite:
Kilo alımı vücutta yağ dokusunun artmasına neden olur. Bedenimizde diğer dokular gibi yağ dokusu da oksijene ve beslenmek için besin öğelerine gereksimim duyar. Artmış olan oksijen ve besin gereksinimi damar içi kan miktarında da artışa neden olur. Artmış kan miktarı damar duvarında basınç oluşturur. Tansiyon, kan damarı içindeki kan hacmi ve damarın bu basınca verdiği esneklik cevabı ile ilintilidir.
Şişmanlık kandaki insülin düzeyinde artışa neden olur; artmış insülin ise tuz ve su tutulmasına dolayısı ile de kan hacminde artışa neden olur. Artmış kilo, kalbin dakika atışında artışa ve damarlarda biriken ve kireçlenen yağ yastıkçıkları (damar sertliği ) nedeni ile de damarların esnekliğinde azalmaya yol açar. Şişmanlığın doğrudan ve dolaylı olarak yol açtığı tüm bu nedenler tansiyon yüksekliğine yol açar.
Kalp Hastalıkları ve Obezite:
Doymuş yağlardan (kırmızı et, yağda kızarmış gıdalar vs.) zengin beslenmek şişmanlığa neden olabileceği gibi kandaki kötü huylu olarak adlandırılan düşük yoğunluklu (ldl) kolesterol düzeyinde de artışa neden olur. Şişmanlıkta, iyi huylu olarak tanımlanan yüksek yoğunluklu (hdl) kolesterolde düşme; trigliseritte ise artış izlenir. Vücuttaki yağın büyük kısmı trigliserit olarak depolanır. Uzun süreçte artmış olan yağ oranları bunun atardamar duvarında birikmesine ve damar sertliğine neden olur. Kalp damar hastalığının oluşumunda en önemli risk unsuru damar sertliğidir. Damar sertliği aynı zamanda inme riskini de artırır.
Bu kalp hastalığının oluşma nedeni, kalp kaslarını besleyen atardamarların damar duvarında oluşan yağlı birikimler ile sertleşmesi ve daralmasıdır. Kalp kasının, özellikle de artmış gereksinim durumlarında (örn. Merdiven çıkarken, hızlı yürürken, spor yaparken) yeterli beslenmemesi sonucu göğüs ağrısı (anjina) oluşur. Damarlarda ileri boyutta tıkanma kalp krizine yol açabilir.
Şişmanlık damar sertliğini tetiklediğinden beyin dokusunu besleyen atardamarlarda da daralma oluşabilir. Bu damar içi pıhtı oluşumunu tetikler ve oluşan pıhtı damarın beslediği beyin bölümüne kan gitmemesine neden olur. Bu durum klinik olarak inme olgusunu oluşturur. Beslenmeyen beyin dokusu işlev kaybına uğrar ve çoğu kez vücutta bir yada birkaç organda hareket yada işlev yitimi oluşur. Aşırı şişmanlıkta inme riski belirgin ölçüde artar.
Uyku Bozuklukları:
Uykuda soluğun belli bir süre durması çoğu kez yumuşak damağın yağlanması ile birlikte sarkması ve hava yolunu tıkaması nedeni ile oluşur. Kişi yoğun şekilde horlar ve çok sık uyandığından uyku niteliği ileri derecede bozulur. Dikkat bozukluğu , baş dönmesi , odaklanma güçlüğü, süreğen yorgunluk ve depresyona neden olur. Uykuda soluk durması sorunu yaşayan kişilerin yaklaşık % 60 ila %90'ı şişmandır. Vücut kitle indeksinde (VKİ) 1 birim artışın uykuda soluk durması hastalığı riskini 4 kat artırdığı belirlenmiştir.
Psikolojik Sorunlar:
Obezite bedende aşırı yağ birikimi ile oluşan bir durumdur. Obezite ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Obezitenin gelişiminde hem genetik, hem çevresel hem de psikolojik etmenlerin rolünün olduğu düşünülmektedir. Psikolojik etmenlerin de obezite gelişimindeki rolü kesin olarak kabul edilmekle birlikte söz konusu etmenlerin obeziteye nasıl yol açtığı tam olarak bilinmemektedir.
Obez bireylerde görülen psikiyatrik bozukluklarının başında depresif bozukluk yer almaktadır. Ayrıca kaygı bozuklukları da (yaygın anksiyete bozukluğu, panik bozukluğu, sosyal bozukluğu, sosyal fobi, özgül fobi, obsesif – kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu) sıklıkla görülmektedir. Obez hastaların normal vücut ağırlığına sahip olanlara göre daha düşük benlik değerine (özgüven) sahip, duygularını ifade etmekte zorlanan bireyler oldukları da saptanmıştır.
Ayrıca beden imajı ile aşırı uğraş ve bozulmuş beden imajı obez hastalarda gözlemlenen önemli rahtsızlıklardır. Bu hastalar aşırı miktarda ve hızlı bir şekilde yemek yerler yemek yemeyi durduramazlar yeme üzerinde kontrol kalmamıştır ve ardından kendinden iğrenme, mutsuzluk, utanma, pişmanlık yaşarlar. Aşırı yeme bozukluğu bulunan obez hastaların bu bozukluğu olmayan obez hastalara göre daha fazla psikiyatrik belirti gösterdiği diyet uygulamalarını çok daha kolaylıkla yarıda bıraktığı ve negatif duygulanım sergilediği gözlemlenmiştir.
Bunlara ek olarak insanda ruhsal durum ve yeme davranışı arasında karşılıklı etkileşim olmaktadır. Ruhsal durumda yemek seçimi, yeme miktarı yeme sıklığı arasında, fizyolojik ihtiyaçlardan bağımsız bir ilişki mevcuttur. İnsanda yeme davranışının, anksiyete, neşe, üzüntü, öfke, depresyon gibi farklı duygulara göre farklılıklar gösterdiği yaygın olarak kabul edilmektedir. Duygusal durumla bağlantılı olan yemek yeme davranışı emosyonel yeme olarak tanımlanmaktadır. Duygusal yemenin beden ağırlığı ile ilişkili olduğu birçok çalışmada gösterilmiştir. Çalışmalarda sıkıntı, depresyon, yorgunluk sırasında yeme miktarında artma buna karşın korku, gerilim ve ağrı sırasında azalma olduğu bildirilmektedir. Öfke, depresyon, sıkıntı, anksiyete ve yalnızlık gibi negatif emosyonlarla emosyonel yeme davranışının ortaya çıktığı bildirilmektedir.
Yeme davranışı ve nöronal sistemler arasında karşılıklı etkileşim mevcuttur. Yeme serotonin başta olmak üzere kompleks nöral mekanizmaların kontrolü altındadır. Aynı zamanda gıda alımı, serotoninerjik nöronlarda serotonin salınımının kontrolünde etkili olmaktadır. Serotoninin duygu durumu, iştah, ağrı duyusu, kan basıncı ile ilgili olduğu bilinmektedir. Hastaların karbonhidrat alımı serotonin salınımına bağlı olarak kendilerini daha iyi hissetmelerine neden olmakta, bunun sonucunda bu gıdalara karşı bir düşkünlük meydana gelmektedir. Karbonhidrat alımı insanların kendini iyi hissetmesine neden olurken aynı zamanda kilo alımına da neden olmaktadır. Yeme davranışı ile karşılıklı ilişkisi olan serotoninin aynı zamanda bir çok psikiyatrik bozukluk ile de ilintili olması hastada hem pskiyatrik bozukluğun hem de obezitenin gelişmesini açıklayabilir.
Toplumda gençlik, güzellik ve incelik gibi değerlere verilen önem bireylerde yetersiz ve çekici olmadıkları duygusuna neden olmaktadır. Bunun yanında insanların uzun bakışları, fısıltı ile yorum yapmaları gibi sosyal etkenler sonucunda obezite hastalarının yaşadıkları toplum dışına itilme davranışı depresyon, kaygı ve diğer bozuklukların gelişmesine katkıda bulunabilir. Yapılan çalışmalar ,obezitenin sadece var olmasının bile ruhsal bozukluklarla neden olduğunu göstermektedir.
Diğer taraftan obez hastaların ailelerinde psikiyatrik hastalıkların sık görüldüğü yönünde bulgular mevcuttur. Bulgular, obez hastalarda görülen psikiyatrik hastalıkların, genetik yatkınlık yanında ailede psikiyatrik hastalıklara bağlı olarak oluşmuş olan parçalanmış aile ortamı nedeniyle ya da ihmale maruz kalarak büyüme sonucunda oluştuğu görüşünü desteklemektedir.
|